Kıvanç Tatlıtuğ Röportaj

27 09 2008


Aşk-ı Memnu‘da kendini gösteren Kıvanç Tatlıtuğ hayatına dair merak edilenleri cevapladı.

Son dönemin popüler isimlerinden Kıvanç Tatlıtuğ, basketbolcu olma hayalleri kurarken kendini setlerde bulmuş yakışıklı bir oyuncu…. Şu sıralar “Aşk-ı Memnu”da kendini gösteren, üstelik bu dizide alışılmış iyi kalpli salon erkeği kalıplarından sıyrılıp “sinsi Behlül” olarak izleyici karşısına çıkan Tatlıtuğ, hayatına dair merak edilenleri Flylife dergisine anlattı.

- Hikayeniz nasıl başladı?

1983 yılında Adana’da doğdum, ama 1997 senesinde İstanbul’a taşındık. Ortaokulu Yenice Özel Çağ Lisesi’nde okudum. Aklım fikrim basketbolda olduğu için Fiskobirlik, Güney Sanayii, Tarsus Amerikan Kulübü’nde basketbol oynadım. Liseyi ise İstanbul Kalamış Lisesi’nde okudum. Bu arada Beşiktaş takımında basket oynuyordum, ancak sakatlanınca tüm hayallerim suya düştü ve profesyonel basketbol hayatıma son verdim. O dönemlerde yakın çevrem sürekli fiziğime iltifatlarda bulunuyor, model olmam için beni yönlendirmeye çalışıyordu.

- Ta ki annenizin sürprizine kadar!

Evet, öyle oldu. Bir gün annem, Beylikdüzü’ndeki bir marketin camında “Profesyonel mankenlerle çalışır mısınız?” ilanını görünce, benim yanında bulunan bir fotoğrafımı göndermiş. İlan verilen şirketten beni aradıklarında şaşkına döndüm ama teklifi de kabul ettim. İki yıl bir ajansla çalıştıktan sonra 2002 yılında düzenlenen Best Model yarışmasında önce Türkiye, sonra da dünya birincisi oldum.

- Best Model seçildikten sonra bir dönem Fransa’da yaşadınız değil mi?

Evet, Paris’teki Success Ajans’tan gelen teklifle bütün eşyalarımı toplayıp Paris’e yerleştim. Burada mesleğimi 1,5 yıl sürdürdüm. Bu arada hep Türkiye’den dizi teklifleri geliyordu. “Gümüş”teki Mehmet karakterini kendime çok yakın buldum ve oynayabileceğimi düşündüm.

- İyi ki oynamışsınız, çünkü çok başarılı oldunuz. Ayrıca pek çok kadın hayran edindiniz. Kadın deyince aklınıza ne geliyor peki?

Annem. Kadın annemdir yani.

- Seksi kadın deyince aklınıza ne geliyor acaba?

Makyajsız, doğal, kendi güzelliğinin farkında olan, ama bağırmayan, “Ben güzelim” diye ortalarda dolaşmayan, bildiği şeyleri çok fazla göstermeyen, kılığıyla kıyafetiyle, davranışlarıyla “Ben buradayım” diye lamba yakmayan kadınlar…

- Sizinle birlikte olmaya can atacak bir sürü kadın vardır. İsteseniz playboy olurdunuz. Ama siz öyle bir adam değilsiniz. 25 yaşındasınız ve 6 yıldır aynı kadınla birliktesiniz.

Bunda bir acayiplik yok. Ben heteroseksüel bir adamım ve tekeşliliği tercih ediyorum. Hayatımda doldurmak istediğim şeyler yok. Gideyim gece çıkayım, daldan dala atlayayım; böyle dertlerim yok. Herhangi bir şey kanıtlama derdinde de değildim.

- Hiç değişip havalara girdiniz mi?

Havalara girmek benim yapımda yoktur. Zaten hayatımda pek bir şey değişmedi. Eskiden yakın çevrem tarafından tanınıyordum, şimdi bu sayı biraz daha fazlalaştı, hepsu bu.

- Nerelerde eğleniyorsunuz? İçki içmeyi, dans etmeyi sever misiniz?

Seviyorum tabii. Ama yani magazin basınının zulaya yattığı mekanlar belli. E oraya gidiyorsan, haber olmak istiyorsundur. Ben istemiyorum. Daha mütevazı yerlere gidip, basınsız vakit geçirmeyi seviyorum. Beyoğlu’nda bir sürü bar var böyle…

- Dizilerde hep çok büyük aşklar yaşıyorsunuz. Peki ya gerçek yaşam? Tenler birbirine değmeden de aşk yaşanır mı?

Önemli olan dokunmadan da aşkı yaşamak ve büyütmek. Bence tensel dokunma olmadan aşk yaşanır. Ama günümüzde böyle aşklar çok nadir yaşanır.

- Ailenizle beaber mi yaşıyorsunuz?

Evet. Aslında evimiz sekiz bloklu bir site içinde. Benim evim 6′ncı blokta, ailemin evi 8′inci blokta. Her sabah annem gelip kahvaltımı hazırlıyor ya da ben onlara gidiyorum. Birbirimize 20 adımlık mesafedeyiz. Ailem beni çok iyi motive ediyor. Aile kavramı çok önemli benim için.

- Nerede oturuyorsunuz?

Kartal’da.

- Neden Etiler değil de Kartal?

Oralar çok hareketli ve gece yaşantısı, trafiği olan yerler. Benim için sessizlik önemli. Şehir içinde kendimi huzurlu hissetmiyorum. Yoğun çalıştığım için boş zamanlarımı evimde dinlenerek geçirmek istiyorum. Kartal’da oturduğum ev çok sakin, huzurlu ve sessiz. Şehir dışında olmaktan mutluyum.

Yeri geldiğinde ben de çılgın biri olabilirim

- Kendinizi üç kelimeyle anlatsanız…

Sakin, ağır, kontrollü… Ama yeri geldiğinde çılgın olabilirim.

- Çılgınlık adına ne yaparsınız peki?

Şu an bilemiyorum ama yaparım yani. Nasıl mutlu olduğum önemlidir.

- Nasıl mutlu oluyorsunuz?

At binerek. Bir de sessiz sakin yerler beni mutlu ediyor. Ama önceden böyle değildim. Daha aktif ve sosyaldim. Şimdi 25 yaşındaki biri gibi davranıyorum.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!





Aşk-ı Memnu Eski Dizi Afişi

3 09 2008


Aşk-ı Memnu, çoğu edebiyat incelemecisi tarafından Türk romanının gerçek miladı kabul edilen Halit Ziya Uşaklıgil’in başyapıtının televizyon dizisi uyarlamasının sinema versiyonudur. Türk televizyonlarında yayınlanan ilk dizi olan Aşk-ı Memnu, işlediği aşk üçgeni öyküsünün o dönem için cüretkâr sayılmasıyla kült seviyesine yükselmişti.

Güçlü oyuncu kadrosuyla da klasikleşen yapıt, 1900’lü yıllardaki Osmanlı burjuvazisinin çöküşünü siyasi çöküşle paralellik kurarak, psikolojik boyutlarıyla birlikte gerçekçi bir romantizmle ele alır ve hikâyenin kahramanı olan Bihter’in, kocasının yeğeniyle yaşadığı yasak aşkın nedenlerini ve sonuçlarını anlatıyor.





Aşk-ı Memnu

3 09 2008

aşk

Firdevs Hanım Melih Bey takımı diye nitelendirilen bir ailedendir. Evlenir. İki kızı olur. Ahlaksız davranışlarından dolayı bir gün kocası kriz geçirerek ölür. Firdevs Hanımın kızları Bihter ve Peyker’dir. Kızları zamanla büyür ve Peyker evlenir.

Firdevs Hanım ve kızları güzel görünmeye çok önem verirler. Firdevs Hanım, Adnan Bey ile evlenmek istemektedir. Adnan Bey o dönemdeki zenginlerdendir. Ama Adnan Bey Bihter’i ister. Firdevs Hanım bu evliliğe başta karşı çıkar ama sonra kabul etmek zorunda kalır. Adnan Bey’in Nihal ve Bülent adında iki çocuğu vardır. Nihal 12,Bülent yaklaşık 6 yaşındadır. Adnan Bey Bülent küçük iken karısını kaybetmiş.

Nihal önce bu evliliğe soğuk bakar. Ama Bihter ile tanışınca onun içi ısınır. Bihter bu evlilikten iki yıl içinde sıkılır. Çünkü Adnan Bey ile aralarındaki yaş farkı büyüktür ve Bihter ona âşık olmadığını hisseder. Zamanla Behlül ile aralarında yasak bir ilişki başlar. Behlül Adnan Bey’in yeğenidir ve onlarla aynı evde kalmaktadır.

Bihter gece herkes uyuduktan sonra Behlül’ün odasına girmektedir. Nihal zamanla Bihter’den nefret etmeye başlar. Çünkü Nihal’ın sevdiği hizmetçiler ve uşaklar evden ayrılmaktadırlar ve ona göre bunu Bihter sebep olmuştur. Son olarak Nihal’a annelik yapan mürebbiyesi Meille De Courton da gönderilir. Nihal’ın artık kimsesi kalmamıştır. Babasını eskiden çok sevmesine karşı, şimdi ona karşı bir nefret oluşmuştur.

Firdevs Hanım kızlarından nefret etmektedir. Çünkü ona göre kızları onun gençliğini çalmıştır. Firdevs Hanım yaşlanmıştır ve hastalığını bahane ederek Adnan Beylerde kalmaya başlar. Bir süre sonra Bihter ile Behlül arasında bir şey olduğunu fark eder. Bihter’den intikam almak için Behlül ile Nihal’ı evlendirmeyi planlar. Nihal artık18 yaşındadır.

Nihal ve Behlül bu fikre önce şaka diye aldırmazlar ama zamanla iş ciddileşir. Nihal ve Behlül birbirine âşık olur. Bihter bu duruma çıldırır. Behlül ile aralarında geçen her şeyi itiraf eder. Nihal şok geçirir ve çok hastalanır. Adnan Bey de aynı şoka uğramıştır.

Bihter bu itiraftan sonra kedini öldürür. Behlül de evden kaçar. Baba ile kız bu olanları kısa sürede atlatır. Eski mutlu günlerine dönerler. Birlikte hiç kimseyi ve hiçbir şeyi düşünmeden mutlu bir tebessümle hayatlarına devam ederler.